Yazar arşivi Fikret Hasıripi

Gıdalar Vücudumuzda Parçalanmazsa Neler Oluyor?

Besinlerin yenmesi ve vücudumuzdan atılmaları sürecinde, besinler sürekli bir parçalanmadan geçerler. İlk olarak ağızda parçalanmaya başlayan besinler, daha sonra mide asitleri ve mide hareketleri ile bir kıvama gelirler, bağırsağa geçerler.

Bağırsaktaki çeşitli enzimlerin ve yoğun olan bağırsak florasının etkisiyle bu besinler en küçük parçalara kadar ayrıştırılırlar.

Besinlerdeki proteinler, bu ayrışma esnasında daha küçük parçalara, yani amino asitlere bölünür ve kana karışarak vücutta gerekli yerlerde kullanılmak üzere yolculuklarına devam ederler.

Vücudumuzda çeşitli enzimlerin olmayışı, bağırsak florasında bozukluklar veya geçici bağırsak sendromu (HBS) gibi hastalıklar, besinlerin bağırsakta düzgün amino asitleri oluşturacak şekilde parçalanmasını engeller ve gıdalar kana parçalanmadan geçerler. Savunma sistemi bunlara yabancı bir madde gibi muamele yapar ve aynı bir bakteriye veya virüse saldırdığı gibi savunma sistemini harekete geçirir.

Bu saldırının neticesinde vücutta enflamasyonlar oluşur ve yan etkiler belirmeye başlar. Yükselen CRP değerleri en başta halsizlik, metabolizma yavaşlaması, bağırsak problemleri gibi semptomlara yol açar. Hastanın aynı gıdayı, farkında olmadan düzenli tüketmesi durumunda daha birçok kronik hastalık gelişmeye başlar.

Vitaminlerin Önemi

B-12 Azalınca Pilimiz Bitiyor

Yorgunluk ya da halsizlikten yakınıyorsanız, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, konsantrasyon zorlukları yaşıyorsanız, uyumanıza rağmen dinlenemiyor, sabahları bitkin uyanıyorsanız, kulak çınlaması, dengesizlik, baş dönmesi gibi sorunlarınız varsa, -daha bitmedi-, depresyon tedavisi görecek kadar hayattan koptuysanız bu tür sorunların B 12 vitamini azlığından kaynaklanabileceği aklınızda olsun.

B12 vitamini kan yapımında da beyin-sinir sistemi fonksiyonlarında da bedene destek takımının adeta “golcüsü”, “iş bitiricisi”, kısacası maçın kaderini tayin edicisidir. Eğer yeteri kadar B12’niz yoksa kan hücrelerinizin oksijen taşıma kapasitesi azalır. Oksijensizlik enerji üretimini azaltacağından yorgun, bitkin düşmek kaçınılmazdır.

B12’niz eksikse beyniniz yeteri kadar asetil kolin üretemez. Dolayısıyla öğrendiklerine odaklanma, öğrenme ve bellek gücünden yeterice yararlanma şansınız azalır.
B12’niz eksikse beyin hücreleriniz uyarı üretme fonksiyonlarını yerine getiremez. Beyninizden çıkan uyarılar kaslarınıza, kaslarınızdan alınan duygular beyninize rahatça iletilemez. Sonuçta dengeniz bozulur, başınız döner, olur olmaz zamanlarda düşmeye başlarsınız. Kas gücünüz ciddi biçimde azalır. Kendinizi adeta pili bitmiş bir oyuncak gibi hareketsiz, isteksiz, beceriksiz bulursunuz.

B12 noksanlığına bağlı unutkanlık/hafıza bozukluğu ya da megolablastik anemi (ya da kansızlık) belirtilerinin başlıcaları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, el ayak uyuşmaları, karıncalanmaları, kas güçsüzlükleri, denge bozuklukları, baş dönmeleri, odaklanma zorlukları, kafa karmaşası, uyku sorunlarıdır.

SORUN NE?

B12 noksanlığı son yıllarda daha sık görülen bir sorundur. Çünkü hem B12 zengini yiyecekleri daha az yiyoruz (et, tavuk, balık, süt ürünleri) hem de B12 emilimini bozacak ilaçları gereksiz ve sık kullanıyoruz. (antiasitler, reflü ilaçları, antibiyotikler, metformin gibi) Ya da yanlış yere vejetaryenlik peşinde koşuyoruz. Eğer pilinizin yavaş yavaş zayıflamaya başladığını düşünüyorsanız bir laboratuvara uğrayıp B12 vitamini seviyenizin ölçülmesini isteyin. Laboratuvar raporundaki rakam 500’ün hele hele 300’ün altındaysa pilinizi yeniden şarj etmenizin tek çaresinin B12 takviyesi olduğunu unutmayın.